Viagra Professional Viagra Jelly cialis online kopen Levitra Soft viagra voor vrouwen Viagra Soft Kamagra Jelly Cialis kopen cialis kopen belgie cialis prijs belgie Cialis Professional Cialis Super Activen Levitra Professional Viagra kopen dapoxetine kopen Priligy kopen Cialis Daily Viagra Super Active Kamagra Gold Propecia kopen Kamagra kopen levitra kopen in belgie Cialis Softe Levitra kopen

« | Home | »

Cloud Computing ve Elden Giden Özgürlük

By admin | Temmuz 16, 2011

Cloud Computing (Türkçesi halen belli olmasa da, birebir çeviride ‘Bulut İşlemcilik’ gibi bir şey oluyor) hakkında detaylı bilgiyi daha önce bu yazımda vermiştim.

Peki ben neden şimdi paranoyaya bağladım? Bir önceki yazımda da bahsettiğim üzere Cloud iyi hoş da, şirketlerin bilgilerimize istedikleri zaman ulaşabilmelerinin, bunları saklamalarının vb. neresi güzel? İyi de nerden uyduruyorum bilgilerimizi aldıklarını? Manyak mıyım, paranoyak mıyım? Bilmiyorum, olabilir, hatta her ikisi de olabilir :) Ama bu karar size ait, önce ben görüşlerimi söyleyeyim hele bir.

Basit bir örnekle aklımdaki her şeyi açıklayacağım aslında. Dropbox’ı duydunuz mu? Özetle, İnternet üzerindeki hard diskiniz diyebiliriz. 2GB’a kadar ücretsiz, sonrası için fiyatlandırma var. Ben bu servisin müdavimlerinden biriyim çünkü iPad’e dosya göndermenin en kolay yollarından birisi. Nitekim Dropbox neredeyse bütün platformları destekliyor. Bu örneklendirmeyi çok basit sayılarda tutacağım ki, durumun vehameti daha çok belli olsun. Dropbox’ın 1024 tane kullanıcısı olduğunu düşünelim (geçtiğimiz yıl bu zamanlarda Dropbox 4 milyon kullanıcısı olduğunu açıkladı). 1024 x 2GB = 2048 GB = 2 TB . 2 TB (terabayt)’lık sabit bir diskin fiyatı bu yazıyı hazırladığım sırada en ucuz 185 TL idi. Tabii bu diski aldığınızda 2 TB’ı göremezsiniz doğrudan, 1.8TB civarı görürsünüz, üzerine ekleme yapmak lazım. Ama biz çok iyi niyetliyiz ya, Polyanna bizim yanımızda kendini tanıyamaz ya, o yüzden 2 TB olarak gördüğümüzü varsayıyoruz. Sonuç olarak neredeyse 1024 kişinin Dropbox’a maliyeti 185 TL. Bu gidere çeşitli platformlarda çalışan programı geliştirmek için yazılımcılara ödenen maaşlar, elektrik vs. dahil değil. Polyannacılık oynamaya devam edelim. Şimdi geçtiğimiz yıl 4 milyon olan kullanıcı sayısı bu yıl 5 milyon olmuştur. Bu 5 milyonun 1 milyon 24 bini beleş kullanıyor olsa, bu hesap 1000 ile çarpılmalı. Bu durumda bu kadar kişinin sadece depolama alanı olarak Dropbox’a maliyeti 185.000 TL, yani eski parayla 185 milyar lira. Bugün herhangi biri size çıkarıp 185.000 TL verir mi hiçbir şey yapmadan? Bırak milyarı, 1.8 TL verir mi? Yolda bile zor bulursunuz. Eee peki Dropbox keriz mi size bu kadar para veriyor, sırf sizi rahat ettirmek için? Üstelik az buz kişi de çalışmıyor gördüğümüz kadarıyla. Nereden geliyor bu değirmenin suyu? Ben size söyleyeyim… Evet paralı üyelerden de geliyor, ama çoğunluğu sizin kişisel bilgilerinizden geliyor. Oraya koyduğunuz dosyadan, hatta belki de dosya içeriklerinden Dropbox’ın bilgisi var. Bu istatistikler de zaman zaman birilerine servis ediliyor olabilir. Örneğin kişiler ‘yeme-içme’ dergilerine rağbet gösteriyorsa (yani bu tarz dergileri Dropbox’ına upload ediyorsa), bu bilgi yayıncılığa girmek ya da yeni bir dergi çıkartmak isteyen hali hazırdaki yayıncıların iştahını kabartacaktır. Düşünsenize, kamuoyu yoklaması yok, işin tutacağı garanti ve dolayısıyla risk de yok. Kim bu bilgi için para vermez ki?

Kişisel bilgi saklama deposu ve bu konuda en iştahlı şirketlerden biri olan Google ise, Chromebook (Chrome işletim sistemli netbook)’ta her şeyin Cloud üzerinden yapılmasını istiyordu, ama son anda çark etmesi gerekti. SDCard veya flash disklerle genişletilebilir yuvalar koydu. Tabii size bunun tanıtımını yaparken, ‘Bilgisayarınız çok hızlı çalışacak, program yüklemeye son!’ vs. gibi tatlı dillim güler yüzlüm davranıyorlar, ama ceylanın gözünü gördüğünüzde ‘Abooo’ diye kalıyorsunuz. Bunun kişisel (bakın kişisel diyorum, toplumsal demiyorum) olarak ciddi bir sakıncası yok. Birileri sizin bilgilerinizle dünyanın parasını kazanıyorlar, siz de cebimden beş kuruş para çıkmadı diye seviniyorsunuz :)

Microsoft’un da uzun zamandır Cloud işletim sistemi üzerinde çalıştığını biliyoruz. İnternet bağlantısı sayesinde hangi bilgisayarı açarsanız açın, kullanıcı adı ve şifreyle kendi masaüstünüzü kullanabileceksiniz. Süper gibi görünüyor değil mi? Peki kopya MP3’leri dinlerken bir gece ansızın gelirlerse, sizi don paça hapse tıkarlarsa ne yapacaksınız? Burada söylemek istediğim kopya müzik kullanımının iyi olduğu veya olmadığı değil. Kontrol mekanizmasından bahsediyorum. Her şey ‘birilerinin’ olmasını istediği gibi olacak, sizin istediğiniz gibi değil. İyi de Can birader, zaten Windows şu anda da kişisel bilgileri toplamıyor mu derseniz, topluyor da diyemem toplamıyor da… Nitekim Windows kaynak kodlarını açmıyor.

Sonuç olarak dünyada hiçbir şey bedava değildir. Az önce bir program izledim, adamın biri bakir bir adaya yerleşmiş, plajına şezlong, şemsiye koymuş ve 20 TL demiş. İstanbul’dan oraya yelkenli ile sefer düzenliyor, hem bu taşımacılıktan, hem açtığı lokantadan hem de plajdan para kazanıyor. Bazılarınızın aklına ‘Adama bak be! Acayip zeka varmış, girişimcilik abidesi’ lafları gelebilir, ama tamamen saçma! Buna iyi diyen zihniyet, zamanında Amerika Yerlileri’ne yapılanı da olumlu karşılar.

Siz zannediyor musunuz, oyunları, programları cracklerken her şey güllük gülistanlık? Hani saldırılar oluyor oraya buraya, bilmem kaç bin bilgisayar giriş yaparak patlattı siteyi deniliyor. O bilgisayarlardan birinin sizinki olmadığını nerden biliyorsunuz? Benim oğlum yapmaz diyen anneler gibi, benim bilgisayarım yapmaz deyip monitörünü mü okşayacaksınız?

http://www.teknovole.com

Topics: Genel | 1 Comment »

One Response to “Cloud Computing ve Elden Giden Özgürlük”

  1. bahar Says:
    Aralık 14th, 2011 at 11:37

    Gerçektende çok düşündürücü ve doğruluk payı yüzde yüz.

Comments